Siber Güvenliğin Tarihi

Siber güvenliğin kökeni bir araştırma projesiyle başladı. Sadece virüslerin gelişmesi nedeniyle ortaya çıktı.

Buraya nasıl geldik?

1969’da Kaliforniya Üniversitesinden Profesör Leonard Kleinrock ve öğrencisi Charley Kline, Kaliforniya Üniversitesi SDS Sigma 7 Ana Bilgisayarından ilk elektronik mesajı Stanford Araştırma Enstitüsü’ndeki programcı Bill Duvall’a gönderdi. Bu bilinen bir hikaye ve dijital dünya tarihine geçen bir an. K.Ü’den gönderilen mesaj “login” kelimesiydi. Sistem ilk iki harfi “lo” yazdıktan sonra çöktü.

O zamandan beri, bu hikaye, programcıların “lo ve işte” başlangıç mesajını yazdıkları inancındaydı. Bu iki mesaj mektubu birbirimizle iletişim kurma biçimimiz değişti.

1970’lerde, Cambridge’deki BBN Technologies’in araştırmacısı olan Robert (Bob) Thomas, ilk bilgisayar solucanını (virüs) yarattı. Bir bilgisayar programının bir ağ üzerinde hareket etmesinin mümkün olduğunu fark etti, nereye giderse gitsin küçük bir iz bıraktı (işaretler dizisi).

Bu virüse The Creeper adını verdi ve ARPANET’in başındaki Tenex terminalleri arasında seyahat etmek üzere ve “I’M THE CREEPER: CATCH ME IF YOU CAN.” mesajını ekrana yazdırması için tasarladı.

E-posta’nın mucidi Ray Tomlinson adlı Amerikalı bir bilgisayar programcısı da o sırada BBN Technologies için çalışıyordu. Bu fikri gördü ve beğendi. Programla (bir şeyi tamir etme çabasıyla) programı kurcaladı ve kendi kendini kopyalayan “ilk bilgisayar solucanı” nı progrmladı. Ardından The Creeper’ın kopyalarını bulan ve onu silen ilk antivirüs yazılımı olan Reaper’ı programladı.

Şuan neredeyiz?

Creeper ve Reaper’ın ardından siber suçlar daha güçlü hale geldi. Bilgisayar yazılımı ve donanımı geliştikçe güvenlik ihlalleri de aynı oranla arttı. Her yeni gelişmeyle birlikte bir güvenlik açığı veya bilgisayar korsanlarının koruma yöntemlerini geçecekleri yollar ortaya çıktı. 1986’da, siber gücü silah olarak kullanan ilk Ruslar oldu.

Bir Alman vatandaşı olan Marcus Hess, Pentagon’daki işlemciler de dahil olmak üzere 400 askeri bilgisayara girdi. KGB’ye sır satmayı hedefliyordu, ancak bir Amerikalı gökbilimci olan Clifford Stoll bu olaydan önce onu yakaladı.

1988’de Amerikalı bir bilgisayar bilimcisi Robert Morris, internetin boyutunu kontrol etmek istedi. İnternetin boyutunu test etmek için bir program yazdı. Bu program ağlardan geçti, Unix terminallerini işgal etti ve kendini kopyaladı. Program ilk ünlü ağ virüsü haline geldi ve Moris solucanı ya da internet solucanı olarak adlandırıldı. Morris solucanı bir bilgisayara birden çok kez bulaştırılabilir ve her ek işlem makineyi yavaşlatır ve sonunda hasar göreceği noktaya kadar getirirdi. Robert Morris, Bilgisayar Hile ve Suistimal Yasası altında suçlandı. Yasanın kendisi, Bilgisayar Acil Müdahale Ekibinin kurulmasına yol açtı.

Günümüzde virüsler daha ölümcül, daha istilacı ve kontrolü daha zor hale geldi.  Yukarıda belirtilenler sadece bir kaçı, ancak bu saldırılar siber güvenliğin şirketler ve küçük işletmeler için bir gereklilik olduğunu kanıtlamak için yeterlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir